9 Haziran 2010 Çarşamba

GİRESUN'LU YAZARLARDAN İKİ KİTAP

Orhan Tepebaş
Kadim Kapı
Her gün biraz daha

Şarkı söylenmeyen sabahlara benziyor

Serin gömlekler giymenin onaramadığı günlere

Herkes uykudayken

Hastalıklı bir uykudan uyanıp

Bozulan bir yemini hatırlamak

Gibi yaşamak

Savaşın neresinde olduğumu unutmadım

Mırıldanmak için bir dua arıyorum sadece

Savaş bittiğinde dönebileceğimiz

Barbar bir şatomuz vardı eskiden

Esiğinde durduğumuz kadim bir kapımız

Ortada kalmış cenazeyi kaldırırken duygulandığımız

Borcumu ödedim iyilik tüccarlarına

Yıkadım yüzümdeki temizlik lekelerini de

Acımızı satacak bir çarşımız kalmadı artık

Şimdi rûyasız uykular uyuyabilirim

Sis kalktığında sen de gördüklerine şaşırmayacaksın


.................................

Mutsuzluk Fotoğrafları
Hakkı Özdemir
“Fethi’nin her şehrin kendine has bir kokusu olduğunu söylemesi mümkün olsa bile, İstanbul’un kendine has kokusunu duyabilmesi için Sirkeci’ye giderken yolu üzerindeki derneğe söyle bir uğrayip Murat’ın arkadaşları arasında ilk o gün gördüğü bordo hırkalı kızı düşünerek oradan ayrılması ve kirayi ödeyip ev sahibinin iş yerinin bulundugu handan çıktıktan sonra köprüye kadar yürüyerek balık tutan kalabalığın arasında bulduğu bir boşluğa sığınıp düşünmesi gerektiğini bildiği söylenemezdi.”

“Ses dağılıyor, dağıldıkça coşup kanatlanıyor, bir kuş sürüsü havalanıyor; kanat çırpışları, rüzgâr uğultusu, çığlıklar, uzaklara, karanlığın önüne kattığı ağartıya doğru uçusuyor… Sürükleniyor… Kuşlar küçülüyor, iyice ufalıyor, görünmez oluyor… Bir çağıltıyla beraber derlenip tekrar dağılıyor. Kıyıda bir cümbüş başlıyor. Gölgeler dans ediyor. Küçücük bir delik, onlarca, yüzlerce karıncayi kendine çekip yutuyor… Derken ses toplanıyor… Kısılmaya başlıyor, kısılıyor, kısılıyor, dalgalar sakinleşiyor, köpükler yavasça sönüyor… Sönüyor, sönüyor, köpüklerin sesi duyulmaz olunca, ses susuyor…”
Mayıs 2010, 112 sayfa,...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder